Düşen parçacıklarıydı kırıklıklarımın
Sorgusu uzundu hayallerimin
Başdöndürücü devinimiydi bu hayal kırıklıklarımın..
Kayıyor su perisi düş-üşlerim kayıp bir düzlemde
Şimdi kim yerden toplayacak kadavra gibi uyuyan ruhumu?..
Kil soğukluğundaki beynimin öldürdüğü kalbim mi?
Gittikçe derinleşen bir kabullenme duygusu
Olamayacak olanı istemenin kısır döngüsü-
İçinde düş şarabı olduğunu uman;
Boş kadeh kenarında kıvrılmış dudaklar kadar çaresizdi..
Gözlerimi kemirirken renksizliğin cümbüşü
Küçük bir hüzmeden süzülen en kötü takvim yaprağını çizmiş-
Fosforlu yeşildi devirsemde gözlerimi,görülebilen..
Patlamış devrikliğinin içinden ateşler fışkırırken
Yaylı ve nefesli melodiler fısıldıyordu-
Tüm acemiliğiyle kulağıma..
Donmuş göletler gibi kaskatıydı uzuvlarım..
Flu renklerin sudaki ışıkçizgileriydi bu..
Hüzün,melankoli,ihanet,saplantı geriden gösterirken kendini
Hırpalanmış ve suya aç bedenim önündeydi sahnenin-
Üzerine basılıp ezilmiş üzüm salkımları gibi..
Şiirsel edepsizliğini saklamak uğruna
Çoğalsada düş-en kırmızı damlalarım-
Kirlenmiş ruhun sızıyordu paslanmış teninden..
Acıyordu..
Acı Yordu..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder