17 Ekim 2009 Cumartesi

mÜrEkkEp aCıSı..

“…ölümün kitabinda kaç sayfadir yasam
değdikçe sevdanın elleri neden eskir yapraklar
çekingen zaman en büyük çile
gümüş damlalar en kutsal sessiz iz
içinden içime akar...''

..Diyen dizelerin geçtiği şiirden adını alan bu şiir kitabı Ekim 2006'da Artshop yayınlarından 30. şiir dizisi olarak sunuldu.1986 yilindan beri siir ve yaziyla ugrasan Sükran Aydin “aslolan siirdir” izleginden yola çikarak, siir dünyasinda kimseye benzemeyen rüyalarini, özlemlerini, ayrilik, ask, hayat gibi kavramlari yeniden sorgulayarak kendine özgü bir siir diliyle olusturdugu siirlerini “ Mürekkep Acisi” adini verdigi siir kitabinda topladi.Kimi dergilerde şiirleri yer alan Şükran Aydın ilk kısa öykü denemesini,katıldığı yaratıcı yazarlık ve deneysel düşünme atölyesinde ''laf'' başlığı ile kaleme aldı.

''bütün gezegenleri gezdim
ölmüş nane kokuyor
hiçbir şey beni kesmiyor
senin kestiğin kadar''

1973 İstanbul doğumlu olan Aydın'ın 1993'ten bu yana devam eden finans piyasasındaki profesyonel iş yaşamı yanında bir çok uğraşı bulunmaktadır.İnternette,atıkların geri kazanılması ve insani yardımlar amacının da yer aldığı ''geri kazanım e-çaba grubunu'' kurdu.Organizasyonu daha iyi yönetebilmek ve sivil toplum kuruluşlarını tanımak için sivil toplum kuruluşu yönetici geliştirme programına katıldı.Toprak ve bitki dünyasına hayranlığını amatör bahçivanlık kursu ile bilgiye dönüştürmeye çalıştı.Deniz altı merakını dalgıçlık eğitimi alarak giderdi.Daha sonra da ''eğitimcinin eğitimi programında'' yer alarak eğitim vermeye odaklandı.Bunun ardından bireylerin karşılaştıkları yokuşlarda sorun teşkil eden gündemlerine katkı sunabilmek için,ICF/Coaches Training Institute'nun Co-Active Coaching temel programına katıldı.Otarihten itibaren de profesyonel ''yaşam koçu'' olarak hizmet vermeye devam ediyor.

''ol(a)mayanı
olmayanı
olamayacak olanı
yani biz
bizi sevecek birini aradık''

Siirlerinden “perili bir irmak aktigi” ve siirlerini “günesi yalamis yutmus bir sahra” acisiyla yazdigi dogrudur. Varlik - yokluk konularinin üzerine de gitmesinin siirlerini daha da zenginlestirdigini, siirlerine mistik bir sicaklik kattigini söyleyebiliriz. “tanri sicaktir öksüz gibi beni sarar” demisligi vardir. “beton kumas” diyerek yazdigi misralari “demirden evlerin” ruhuna su serpmektedir. Ve “yorgunluktur yolcunun ayak izi, izden öte olsak/ sifrelidir ellerimiz dokunsak ve çözsek içimizdekini” diyen, duru ve akici bir Türkçe’yle yazilmis siirlerinde degisik imgeler barindirıp, yogun bir lirizm göze çarpar.

''zaman,unuttun bende acını
alıp da gitmedin,serdin postunu''
..
..

Hiç yorum yok: