22 Kasım 2009 Pazar

dÜş'Ün dÜş'kÜn hAllErİ..

Sarsıntılı uçuşların serin dalgaları sarıyor beynimi..
Bilinmeyenin ulaşılmaz esintisi vuruyor kirpik köklerime..
Yaylı bir çalgı tavrıyla süzüyor filmin kağıttan orkidelerle bezenmiş karelerini..
Esintiyle sürüklenen ayrılık spot ışıkları genişletiyor göz damarlarımı..
Oysaki..
Tüm kavşaklarım isyanda bu yok-oluş varlığına..

Sen Ben'in içinde
Ben Sen'in içinde
Sen-Ben ney'in içinde..

Sessizlik fısıldıyor ney tınında duyuşlarımıza;
Huzuru kollarımıza sermek için kayıp-oluşumuzda..
Varlıkların,kayıpların,yoklukların oluşu hikayemiz..
Ve sen soluduğum gri kokusu,
Ben yürüdüğün mürdüm bahçesi
Ve biz bir hikayenin acıyla boyanmış sonlu imgesi..

Bunaltıcı bir oyunun tensel terinin çekiminde gel-git yaşarken;
Fetişlerimizin tadını almanın dayanılmaz hazzından vazgeçemiyorduk..
Sokulunca hayattan hırpalanmış vücudun ince bacaklarım arasına;
Kırmızıya bulamıştık grileşen nemli havayı..
Bu bir döngünün nasıl kısırlaştırılabildiğinin ruh yansımasıydı..
Şehvet kanallarının kimi zaman sarsıcı kimi zaman durgun uzanımıydı..
Boylu boyuna.. Boynumuzda..

Hiç yorum yok: