İç ses-dış ses..karışıyor..Kaleci, penaltıyı atacak elemanın gözlerine bakar ve şunları düşünür: "Sağa baktı. Demek ki sola atacak. Ancak bütün penaltıcılar bunu yapıyor ve bunu o da, ben de biliyoruz. yani o, benim onun sağa baktığımı görüp sola atacağını önceden bildiğimi bildiğinden, sağa bakıp yine de sağa atacak olabilir. Peki ya bunu da düşündüğümü düşündüyse. Yani sağa bakmasına rağmen, herkesin batığı tarafın tersine attığımı bildiğimi bilip yine de sağa atacak olduğunu kestirdiğimi düşünüyorsa sola atacaktır o zaman. Evet, ama ya sağa bakmasına rağmen sola atacak olduğunu önceden bildiğimi düşünüp buna rağmen sağa atacağını da kestirdiğimi fark edip sola atmaktan vaz geçtiğini..." diye sürer.
''Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi'' , Time'ın 'Beckett'den beri çağdaş yazının en büyük adı' diye nitelendirdiği Peter Handke'nin en önemli yapıtlarındandır.Dille dünya arasındaki ''boş''luğun romanıdır.Batı toplumlarında yaşayan ''uygar'' insanların ilişkisinin (ilişkisizliğinin) yarattığı ''boş''luğun ''özgürleştirici'' ve ''öldürücü'' boyutları üzerine kuruludur.Romanı edebiyat estetiği açısından farklı kılan yan,Handke'nin dile olağanüstü bir önem vererek ''boş''luğun üslubunu yaratmış olmasıdır.Klasik romanlardaki tip olmamakla beraber kalecinin penaltı anında duyduğu endişenin bütün bir hayata yayılmasından duyulan tedirginlik ve dilin ilişki kurmadaki eksikliği harika bir dille anlatılır romanda.
Handke'ye göre, ''Edebiyatın görevi toplumsal koşullandırmayı yıkmak ve kültürün insan ve doğa üstündeki baskısını kaldırmaktır.Ama edebiyatın kendisi de her zaman için kültürün bir parçasıdır ve dolayısıyla kendi içine dönük ve kendine yeniktir.Yazmak,kendi kendini hapsetmek,kendini yaşamadan uzaklaştırmaktır ve bu da bir tür şizofrenidir aslında.''
Yalnızlık,boşluk,ilişkisizlik,dilin ilişki gücü gibi temalarla alakalı olanlar; zor metinlerden hoşlananlar için vazgeçilmeyecek bir başucu kitabıdır kendileri.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder