Baştan kaybedilmiş bir oyundu,acizlikleriyle içimizi yakıp kavuran..
Darağacında sallandırmak boyunlarımızı en çıkar yoluydu,saplantı düzeyindeki tutkularımızın..
Ruhundan sızan irinlerdi,ilençli ışıkçizgilerimin karşılığı..
İçinin ağrısı attırıyordu, tüm mutluluk çığlıklarını..
Beklentili bir boşvermişlik hali sarmıştı,ruhbiçimci oyunlarını..
Kimsesiz..
Öylesine..Ölesiye..
Üstüne bir şilte attım yalnızlığımın;
Uyuşmuş dışavurumlarım sarsmasın diye kavislerini derin darbelerle..
Büzüşmüş korkularım soluyor mora doğru çürüyen suskunluğunu..
Bir yanılsamaymış oysaki suskuyu boyadığın morluğun..
Solgun hayallerimin mora açlığıymış..
Her kaçışımda ölüm sandığım sana açlığımmış..
Ölüm ısıtırken tüm ayrıntılı uzuvlarımı,üşüdüğümü düşünürmüşüm..
Kimsesiz..
Öylesine..Ölesiye..
Tıkanış..
Dokunmaya..Duyumsamaya..Düşlemeye..
Susuş..
Gidişine..Yitişine..Düşüşüne..
Umuş..
Dönüşüne..Sarılışına..Oluşuna..
Tıkanış,susuş,umuş prizmasının dansıydı;
Var olmasını isteyip,olmadığını düşünüp,varmış gibi yaptığımız..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder